T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi

“ÖLÜM VE YAŞAMIN KIYISINDA GİDİP GELİYORSUN" Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2021

“ÖLÜM VE YAŞAMIN KIYISINDA GİDİP GELİYORSUN"


Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin Covid-19 Yoğun Bakım Servisi’ne girerek verilen mücadeleyi yerinde inceledi. Konuşabilecek durumda olan hastalar, vatandaşları "Hiç kimse hastalığı şakaya almasın, aşılıyız diye düşünmesin, ölümle yaşamın kıyısında gidip geliyorsunuz. Bunu unutmasın" diye uyardı. Hemşire Merve Arı, "Çok fazla yorulduk. En başından beri çok fazla efor sarf ettik. Artık bizim de insan olduğumuzu hatırlayıp kendilerini korusunlar" dedi.

Artan vaka ve ölümler nedeniyle koronavirüse karşı kısmi kapanma kararı yeniden gündeme geldi. Yükleri dayanılması zor boyuta ulaşan sağlık çalışanlarının verdikleri mücadeleyi gözlemlemek için Avrupa'nın en büyük yoğun bakım kapasitesine sahip Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesine giren ANKA ekibi hastaların ve çalışanların mücadelesine tanıklık etti. Yoğun bakım ünitesindeki 559 yataktan 490'ı dolu olan hastanede, her an başka servisler de yoğun bakıma dönüştürülmek üzere hazırda bekletiliyor.

“ÖLÜM VE YAŞAMIN KIYISINDA GİDİP GELİYORSUN"

Eşi Süheyla Tengiz ile birlikte aynı hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Mehmet Tengiz, yaşadığı zorlukları şöyle anlattı:

"Eşim işe gidiş geliş sırasında koronavirüs oldu. Ben de hastalığı ondan kaptım. 12-13 gündür böyle bir dönem yaşıyoruz. 3-4 gün evde geçirdim. Oğlum da hekimdi. Kötüleştim. Bu hastaneye gelme imkanım oldu. Buraya geldim. Süreç çok kötü geçti. Çok sinsi bir hastalık. 3-4 gün iyi hissediyorsun. Birden hastalık geriye dönüyor. Sizi alıp bir başka yere götürebiliyor. Sınırları zorlayabilir. O sınırları böyle bir imkanı olan hastanede bulduğun zaman şanslısın değilse ölmemek işten değil. Kimse 'Bu hastalığı kolay geçiririm, ayakta atlatırım' demesin. Biz ailecek yakalandık. Evet kızım gençti. Hızlı bir şekilde toparladı. Eşim toparladı. Ama ben çok zor toparladım. Hala da toparlamış değilim. Çok ciddiye alınması gerekiyor. Bilim adamlarının söylediği hijyen tedbirlerine mutlaka uysunlar. Asla şakaya almasınlar. Aşılandık diye sokaklarda dolaşmasın insanlar. Bir süre evlerinde otursunlar. İşi olmayan dışarı çıkmasın. Toplu ulaşım araçlarına binmesin. Mümkün mertebe zorunlu olmadıkları sürece sosyal hayatın içine girmesin. Şakaya almasınlar. Çok ciddi bir hastalık. Ölümle yaşamın kıyısında gidip geliyorsun. Bunu unutmasınlar."

“İKİ KEZ TOPLU TAŞIMA KULLANDIM, ORADAN BULAŞTI"

Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü'nde Şube Müdürü olan Süheyla Tengiz ise yaşadıklarını şöyle özetledi:

“İki kez toplu taşıma kullandım, oradan bulaştı. Eşime ve kızıma da bulaştırdım. Önce evde 3-4 gün kadar kaldım. Ağırlaştım. Ağırlaştıktan sonra hastaneye geldik. Hastaneye daha sonra eşim ve kızım geldi. Üçümüz 12 gündür bu hastanede yatıyoruz. Hekimlerimiz olsun, hemşire arkadaşlarımız olsun tüm ekip özveriyle çalışıyor. Tüm vatandaşlara çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyorum. Bu şakaya alınacak bir hastalık değil. Hala nefes almakta zorlanıyoruz. Bütün vatandaşların evlerinde kalmasını, zorunlu olmadıkça sokağa çıkmayıp toplu taşıma kullanmamalarını rica ediyorum. Çünkü bu süreci yaşayan biliyor. Yaşamayan anlayamaz. Onun için güzel günler gelecek fakat bir süre evde kalalım. Bizim bakımlar için çok çok teşekkür ederim. Hastanedeki arkadaşların çalışmalarını anlatmaya sözlerim yetmiyor. O kadar özveriyle çalıştılar. Bizler hakikaten ölümün kıyısından döndük. Lütfen vatandaşlara çok rica ediyorum. Birazcık kendilerini düşünüyorlarsa bizim durumumuza düşmesinler."

"KISITLAMALAR KALKTI SERVİS FUL DOLDU"

Yoğun Bakım Sorumlu Hemşiresi Merve Arı, yaşadığı süreçle ilgili hem hasta bakımı hakkında bilgi verdi hem de duygularını anlattı. Sürecin sağlık çalışanlarını yorduğunu, kısıtlamalar kalktığı an servislerin tamamıyla dolduğunu, herkesin sosyal kısıtlamaya uymasını, evlerinde oturmasını rica ettiklerini söyledi. Merve Arı, süreçteki deneyimlerini şöyle aktardı: 

“Bir yıl oldu. Onun öncesinde de özel bir hastanede çalışıyordum. Covid-19 oldu direkt atandık. Direkt Covid’in içerisine düştük. Direkt mücadele etmeye başladık. O zaman bu zamana aynı hızla devam ediyoruz. Biraz kısıtlamalar olunca çok etkisini görüyoruz. Hemen azalıyor hastalarımız. 8-9 hastaya kadar düştüğümüz oldu. Yine kısıtlamalar kalktığı an servislerimiz full doluyor. Şu an full dolu. 24 hasta bakıyoruz. Yine keza aynı şekilde diğer servislerimiz de açtık. 11-12 servisi yoğun bakıma çevirdik. Azalmaya başladığında kapattığımız servisleri tekrar aynı hızla açtık. Aynı hızda biz de devam ediyoruz.

“BİZİM DE İNSAN OLDUĞUMUZU HATIRLAYIP KENDİLERİNİ KORUSUNLAR”

Herkesin sosyal kısıtlamaya uymasını, evlerinde oturmasını rica ediyoruz. Çünkü biz de çok fazla yorulduk. En başından beri çok fazla efor sarf ettik. Artık bizim de insan olduğumuzu hatırlayıp kendilerini korusunlar. Çok fazla dışarı çıkmasınlar. Zorunlu olmadan çıkmasınlar. Burada nefes almak çok daha zor. İnsanlar hastalandığında mümkün olduğu kadar da evlerinde kalsınlar. Buraya geldiklerinden biz burada onları cihazlara bağlıyoruz. Bir nefes verebilmek için. Kendilerini koruma altına alsınlar.

"HADİ DAYAN, HADİ OLACAK, BİRAZ DAHA NEFES AL........"


Çok uzun süreli yatan hastalarımız da oluyor. Tabii ki ister istemez bir bağ kuruyorsunuz. Cihaza bağlanmak, o maskeleri takmak öyle zor ki.  Yüzlerinin o halini görmek öyle zor ki. 'Hadi dayan, hadi olacak, biraz daha nefes al, şöyle nefes al' diyerek onların yanında olup o süreci izliyor olmak benim de unutamayıp gerçekten zorlandığım anlardan birisi oluyor. Duygulanıyorum. Gerçekten biz çok fazla yorulduk. Herkes kendine dikkat etsin ve evlerinde muhafaza etsinler kendilerini. Hasta olmamaya gayret etsinler".

"VEFATLARI GÖRDÜĞÜMÜZ ZAMAN ÇOK ETKİLENİYORUZ"

Pandemi sürecinin başından bu yana yoğun bakım sorumlu hemşiresi olarak görev yapan 8 yıldır mesleğin içinde bulunan Eyüp Önüz, salgının başlarında kendilerinin de herkes gibi çok korktuğunu anlattı. Zamanla hastalıktan nasıl korunmaları gerektiğini öğrendiklerini ifade eden hemşire Önüz, bunun da biraz olsun kendilerini rahatlattığını söyledi. Uzun süre bakımını üstlendikleri, yanında oldukları, konuştukları sevdikleri bir hastanın, güler yüzle geldiği hastaneden ölerek çıkmasından çok etkilendiklerini, üzüldüklerini ifade eden Hemşire Eyüp Önüz, bu deneyimi kendisinin de yaşadığını anlattı. Önüz, şöyle konuştu:

"Kendi annem babam yakalanırsa böyle mi olur diye düşünüyor insan. Ondan sonra tabii kendi ailemize ve kendimize de tedbirleri elden bırakmamaya gayret gösteriyoruz. Öncelikle zaten bas bas bağırılıyor televizyonlarda maske mesafe bunlara dikkat edilmesi gerekiyor. En çok ona. Önce kendimizi korumamız lazım. Biz burada görüyoruz, yaklaşıyoruz ama biz burada tulumları giriyoruz. Üçüncü dalga gelmişken vaka sayıları bu kadar artmış ve hasta profilleri daha kötüye gitmekteyken maske, mesafe ve hijyeni elden bırakmamak gerekiyor. Özellikle el hijyeni çok önemli gerçekten. Çünkü her şey elden bulaşıyor. O yüzden söyleyebileceğimiz bunlar. Bireysel önlemler kısacası."

“490 YOĞUN BAKIM YATAĞI ŞU AN DOLU”

Genel Cerrahi Uzmanı ve Başhekim Yardımcısı Dr. Arslan Çoban, İstanbul’da artan koronavirüs hasta sayılarının ardından yoğun bakım servisi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Çam ve Sakura Şehir Hastanesi olarak yoğun bakım ünitelerinde 559 yatak ayırdıklarını ifade eden Dr. Çoban, ihtiyaç halinde başka servisleri yoğun bakıma dönüştürdüklerini söyledi. Başhekim Yardımcısı şunları söyledi:

"Ama bugün itibariyle 559 yatak ayrılmış durumda. Bunların 490 tanesi şu an dolu, 151 tanesi bunun yoğun bakım yatağı ve bunların içinden 6 tanesi de çocuk yoğun bakım için ayrılmış durumda. 59 hasta da entübe durumda. Toplam servis olarak hastanenin değişik bölümlerinde 11 tane yoğun bakım 21 tane de Covid servisi olarak hizmet veriyor. Ama ihtiyaç olursa dediğim gibi her gün yeni servisler eklenerek gidiyor. Ama inşallah daha fazla ihtiyaç olmaz. Bir yerden bu üçüncü dalga döner.

“İNSANLAR AŞI OLSA DA MASKE, MESAFE, HİJYENE DEVAM ETMELİ”


İnsanların da bu süreçte aşı da olsalar maske, mesafe ve hijyene devam etmesi bu hastalık için en önemli etkenler. Aşıdan sonra bir miktar halkımız belki bizler de bu tür şeyi biraz güvence gibi hissettik. Aşının tabii ki faydası var. Hafif geçirmeyi sağlıyor. Yeterli antikor oluşursa belki de hiç yakalanmamayı sağlayabilir. Ama yine de taşımayı ve diğer insanları hastalandırmayı önlemeyeceği için bu önlemlere halen, bu hastalık ülkemizde ve dünyada var olduğu sürece bir müddet daha devam etmek durumdayız. İnşallah en kısa sürede biter, bu aşının yaygınlaşmasıyla ve bütün insanlar ülkemizde bu illetten kurtulur."

"MUTASYONLA BİRAZ DEĞİŞSE DE ÇOCUKLARDA HASTALIK BULGULARI DAHA HAFİF"

Başhekim Yardımcısı Dr. Çoban, "Bizde çocuk servisinde 4 tane çocuk var. Muhtemelen aileden temaslı haliyle çocuklara bulaşıyor. Çocukların dışarıya, küçük yaştakilerin bireysel çıkma ve temas etme şeyi daha az olduğu için, ama onların durumları da çok ağır değil. Erişkinlere göre çocuklarda başlangıçtan beri hafif seyrediyor. Bu mutasyonla bir miktar değişim var, ama yine de çocuklar erişkinlere göre bu hastalıktan daha hafif bulgularla tedavi olup o süreci tamamlıyorlar" dedi.
Paylaş